Arjantin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arjantin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2014 Perşembe

Dünya Kupası Yarı Finalinde Hakemi Seyretmek

 Tarihi bir maç olarak şimdiden kayıtlara geçen Brezilya-Almanya yarı finalinden sonra Hollanda-Arjantin maçı ile ilgili beklentiler, doğal olarak biraz daha yükselmiş oldu. 120 dakika sonunda - şayet uyanık kalabildiyseniz - penaltılarla turu geçen tarafın Arjantin olduğuna canlı tanık olmuşsunuz demektir.

 Bizim topraklarımızda bu yarı final mücadelesi TRT ekranlarından yayınlandığı için biz her 10 dakikada bir oyuncu performansı yerine hakem performansı ile ilgili 2-3 dakikalık tiradlara şahit olduk. Cüneyt Çakır'ın pasaportunda 'Türk' yazıyor olması ve Dünya Kupası Yarı Finali'ni yönetiyor olması, durumun haber değerini gösterir, buna eyvallah. Ancak her pozisyon sonunda, bir futbolcunun şutunu yorumlar gibi 'Cüneyt Hoca burada da doğru karar verdi, işte Türk Futbolu!' tadında yorumlar yapmak, cidden ancak bizde görülen bir durum herhalde. Bu konuyla ilgili aklıma 2 nokta takılıyor. 


 Acaba Hollanda-Kosta Rika Çeyrek Finali maçında, tüm Özbekistan halkı, oynanan futbol yerine Ravşan İrmatov'un yönetimine mi odaklanmıştır? Her doğru düdüğünde, Özbek TRT'si havai fişeklerle kutlamalar yapmış mıdır? Yada İrmatov'un başarısı, Özbek Futbolu'nun gelişmişliğini mi gösterir? 


 Tam olarak ıskaladığımız nokta şu. FIFA, hakemlerinin FIFA kokartı taktıktan sonra lokal performanslarına - çok büyük bir skandala imza atmadıkları sürece - dikkate almazlar. Lokal federasyonlar, FIFA'nın belirli kriterlerine uygun olarak isimleri FIFA'ya belirtir ve o noktadan sonra FIFA hakemleri sadece uluslararası arenadaki performanslarına göre değerlendirilir. Yani Cüneyt Çakır dün akşam sahada Türk hakemliğinin bir temsilcisi olarak görev almadı. Sadece Türk pasaportlu bir FIFA hakemi olarak görevini yaptı. 

 Dünya Kupalarında kendi milli takımımızın performansıyla gurur duyduğumuz günleri görmemiz dileğiyle...

6 Temmuz 2010 Salı

Çeyrek Finaller - 2.Gün

Almanya - Arjantin


Zayıf grubunda hiç zorlanmadan 3 maçını kazanan, ardından 2. turda Meksika karşısında sıkışabilecek bir maçı hakemin yardımıyla rahat geçen Arjantin'in foyası Almanya karşısında meydana çıktı. 4-2-3-1'i kusursuz oynayan tam bir sistem takımı Almanya karşısında sistemi sistemsizlik olan Arjantin sürklase oldu ve sahadan 4-0 gibi bir hezimetle ayrıldı. Maçın henüz başında Almanlar golü bulunca zaten dengesiz Arjantin iyice telaşa kapıldı ve orta saha teslimiyetini iyice Almanlara kaptırdı. Bunun devamında ortaya çıkan sonuç bir anlamda kaçınılmazdı. Aslında maçın 2. dakikasında o gol olmasaydı sonuç bu olur muydu sorusunu geliyor hemen akıllara, bunu hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz belki ama sonucun daha farklı olacağını, ben, pek zannetmiyorum açıkçası.

Futbol tarihinin en büyük futbolcusu Maradona veliahtı olarak gösterilen Messi'ye çok güvendi, onun üzerine kurmaya çalıştı belki takımı ama bunu yaparken onu kendisini en rahat hissettiği yerden sağ çizgiden koparıp aslanların arasına attı, Schweinsteiger de Messi'yi o kalabalıkta yok eden cellat oldu ve tek seçeneği bireysel yetenekli oyuncularının dribblingleriyle hücum üretmek olan Arjantin'e bu yollar da tıkandı, zaten rezalet savunmasının yanında üretkenliği de sıfırın altına indi. Sonuç olarak 10'lar turnuvaya veda etti ve geride bize en azından Maradona'yı bir kez daha en yakıştığı yerde kenarında da olsa yeşil sahalarda görmenin hazzını bıraktı.

Almanya ise her zaman olduğu gibi yine favori başlamadığı bir turnuvada yarı finali buldu. Hem de bu sefer hayattan bıktıran statik futbollarıyla değil, futbolun gerek savunmada gerek hücumda tüm doğrularını uygulayarak devam ediyorlar şampiyonluk yürüyüşlerine, hem de yürüdükleri yol öyle bir yol ki eğer zafere ulaşabilirse bir seri katil gibi arkalarına dönüp baktıklarında dev leşler bulacaklar. Önce turnuvanın en zor iki grubundan birini lider tamamlayıp ardından İngiltere, Arjantin, İspanya ve muhtemelen Hollanda gibi bir yolu geçerek böyle bir zafere ulaşmanın değeri bir kat daha fazla olacaktır heralde. Onlar için yarı finalde en büyük şanssızlık turnuvada en fazla verim aldıkları Müller'den sarı kart cezası nedeniyle faydalanamayacak olmaları.

Almanya (4-2-3-1):
Neuer - Lahm, Mertesacker, Friedrich, Boateng (72' Jansen) - Schweinsteiger, Khedira (77' Kroos) - Müller (84' Trochowski), Mesut, Podolski - Klose

Arjantin (4-3-1-2):
Romero - Otamendi (70' Pastore), Demichelis, Burdisso, Heinze - Mascherano, Maxi Rodriguez, Di Maria (75' Agüero) - Messi - Tevez, Higuain

Goller: Müller (3'), Klose (68', 89'), Friedrich (74')

İspanya - Paraguay


Gruplarda ilk maçlar itibariyle çok korkmuştuk tarihin en kötü turnuvasını izliyoruz diye ama özellikle gruplardan sonra müthiş maçlar, müthiş hikayeler izledik ve bir anda tarihin en iyi turnuvası mı oluyor acaba demeye başladık. Bu maç da tıpkı turnuvanın kendisi gibiydi. Çok kötü, çok sıkıcı başladı maç ama hepsi ayrı bir film konusu olabilecek 3 çeyrek final maçının finali olmaya yakışır bir şekilde devam etti. Neredeyse pozisyonsuz geçen maçta Pique'nin durduk yerde Paraguay'a penaltı kazandırmasıyla değişti maçın seyri, film de burada başladı aslında, Cardozo penaltıyı kaçırdı. 3 dakika sonra bu kez penaltı noktasına giden Xabi Alonso'ydu, Alonso golü attı, ama hakem saymadı ikinci atıştaysa bu kez Villar iyi uzanıp çıkarıyordu penaltıyı. Sadece o 3 dakika bile futbolu niye sevdiğimizi gösteriyordu bize. 2 ayrı takım, 2 ayrı ulus önce aynı sevinci ardından aynı hüznü yaşıyordu. Müthiş bir dramaydı açıkçası. Bütün bunların ardından uzatmaya göz kırpan maçta Fabregas ve Pedro'nun oyuna dahil olmasının da katkısıyla, İspanya David Villa'nın ayağından bulduğu golle maçı kazandı ve yarı finalde Almanya'ya rakip oldu.

İspanya karşısında Paraguay'ın önünde 2 tane örnek vardı. Biri İsviçre, diğeriyse Şili. Birisi İspanya'nın pas yapmasına müsaade edip topun arkasına geçmiş ve İspanya'yı bekleyerek mağlup etmiş. Diğeriyse İspanya'ya önde baskı yaparak pas kanallarını bozmayı amaç edinmiş ama savunma kontrolünü unutmuş ardından bir kaleci hatası ve kırmızı kartla boyun eğmişti İspanya'ya. Paraguay'sa sanki bu iki oyun tarzını birleştirerek başladı maçai önde bastılar, pas yaptırmamaya çalıştılar ama savunmayı da unutmadılar, sistemleri tuttu, istediklerini alabilecek duruma geldiler ama sonunu getiremediler.

2008'de Avrupa Şampiyonu olan İspanya ve 2010 İspanya... Kadrolara bakacak olursak David Silva ve Marchena'yı çıkar Busquets ve Pique'yi koy aynı takım. Ama gel gör ki, o takımın oynadığı futbolu bir türlü oynayamıyor İspanya. Fernando Torres için İspanya'nın başının en büyük belası desek, bu turnuva için pek de yanılmış olmayız heralde. Del Bosque onu kesmiyor ve onu kesmemek uğruna müthiş uygulayabileceği 4-2-3-1'den vazgeçiyor. Oysa ki elinde bu sistemi oynamaya çok alışık ve çok iyi oynayabilecek oyunculardan kurulu bir kadrosu mevcut. İlginç bir 4-2-2-2 sistemiyle oynuyor İspanya ama ne zaman ki oyuncu değişiklikleri başlıyor David Villa öne çıkıyor, Fabregas giriyor İspanya maçları çözüyor. Del Bosque zannediyorum ki, Almanya karşısında Torres'i 11'de kullanmayacaktır. Almanya karşısında Casillas'ın dediği gibi 'tarihlerinin en önemli maçı'na çıkacakalar ve bu bilinçte oynarlarsa çok formda Almanya'yı da geçebilecek güçteler.

İspanya (4-2-2-2):
Casillas - Ramos, Puyol(84' Marchena), Pique, Capdevilla - Xabi Alonso (75' Pedro), Busquets - Xavi, İniesta, David Villa- Fernando Torres (56' Fabregas)

Paraguay (4-4-2):
Villar - Veron, Da Silva, Alcaraz, Morel Rodriguez - Riveros, Caceres (84' Barrios), Santana, Barreto (64' Vera) - Valdez (72' Santa Cruz), Cardozo

29 Haziran 2010 Salı

2.Tur, İngiltere, Ofsayt, Rosetti derken...

2. tur maçlarının sonuna geldiğimiz bugün, futbol dünyası yepyeni tartışmaların içinde. Gelişen, hızlanan futbol, her konuda teknolojinin yardımına açıkken, bu gelişmelerin hakem kararlarına etkisi olmuyor. 2.tur maçlarının 2.gününde oynanan Meksika-Arjantin ve Almanya-İngiltere maçların, teknolojik gelişmelerin diğer sporlarda olduğu gibi futbolda da hakemlerin yardımına koşması gerekip gerekmediği sorusunu bir kez daha gündeme getirdi.

Meksika - Arjantin maçında, Tevez'in Arjantin'i 1-0 öne geçiren golünde yan hakem bu oyuncunun bariz ofsayt pozisyonunda gol vuruşu yaptığını kaçırdı. Fakat stat ekranında golün tekrarını izleyen Meksikalılar ofsaytı görünce yan hakeme koştular. O anda maçın İtalyan hakemi Rosetti tüm insiyatifi ele aldı ve teknolojinin yardımını reddederek hatalı da olsa gol kararını verdi. Turnuvadan sonra FIFA'nın masaya yatıracağı ilk konu bu olmalı.

Diğer maçta ise Almanlar'a İngiltere 66'dan 1 gol borcu olan İngilizler, Lampard'ın çizginin neredeyse 1 metre içine düşen şutunda hesabı kapattılar. Capello istifayı düşünmediği söylese de İngiltere bu golün ardına sığınmamalı. Zaten gruptan nasıl çıktıkları da ortada. Turnuva sonrası milli takım çalıştırıcılığı için "dünyadaki gelişimi yeterince yakalayamadıklarına inanılan, fakat İngiliz oyuncuların ruh hallerinden çok iyi anladıkları kabul edilen" Adalı teknik direktör tercihi ile, "gelişime açık, dünya futbolunu bilen, fakat oyuncuların ruh hallerini yeterince çözümleyemeyen" yabancı teknik direktör tercihi tartışmaları yine yaşanacaktır.
Bir de Alman Müller var, turnuvanın sürpriz yıldız adayı. Onun yaptıklarını Rooney yapsa, bugün İngiltere'de çocukların adı gerçekten Wayne koyulmaya başlanmıştı.

2. tur maçlarının genel gidişatına bakarsak, ABD dışında hiçbir grup liderinin elenmediği, hatta zorlanmadığı bir turnuva oluyor. İlk golü atan, genelde zorlanmadan sonuca gidiyor.
Uruguay, 10 dk bastırdı, öne geçti, sonra rölantiye aldı oyunu. Ne zamanki Güney Kore üstün bir efor sergileyerek eşitliği yakaladı, tekrar yüklendiler ve sonucu aldılar. Uruguay bu turnuvada savunmasıyla hücum hattı arasındaki güç dengesi en yüksek takım.
ABD ise bir kez daha kötü, düşük konsantrasyonla başladığı maçı bu kez çeviremedi. Gerek turnuva öncesi milli takımımıza karşı hazırlık maçında, gerekse grup maçlarında geriye düşüp maçı çevirmeye çalışırken yüksek efor sarfeden ABD, yıpranmayı kaldıramadı.
Kesinleşen ve muhtemel çeyrek final eşleşmeleri :
2 Temmuz Cuma
17.00 Hollanda - Brezilya
21.30 Uruguay - Gana
3 Temmuz Cumartesi
17.00 Arjantin - Almanya
21.30 İspanya/Portekiz - Paraguay/Japonya

22 Haziran 2010 Salı

Iglesia Maradoniana *

Güney Afrika 2010'un en renkli adamı kuşkusuz El Diego, Diego Armando Maradona. 24 yıl önce bugün Maradona, birisi "Tanrı'nın Eli" olarak anılacak, diğeri ise neredeyse bütün İngiliz takımını ipe dizmesi sayesinde unutulmazlar arasında girecek 2 gol bıraktı Britanyalıların filelerin. Bugün, Maradona dinine, yani Iglesia Maradoniana'ya inananların 2.büyük bayramı. En büyük bayramları ise doğum günü, yani, 30 Ekim.

Günümüzde Iglesia Maradoniana'nın üye sayısı 100.000'in üzerindedir. Kutsal kitapları Maradona'nın biyografisi olan "El Diego"'dur.
Dinin mensuplarının inandıkları 10 emir ise :

1) Top lekelenmemeli (Maradona'nın futbolu bırakırken La Bombonera'da ağlarken söylediği söz)
2) Futbolu her şeyden çok sevmelisin
3) Diego'nun mucizesini kainata yaymalısın
4) Diego'ya ve güzel futbola karşı sevgini her şartta açıkla
5) Arjantin formasını her yerde savun
6) Maradona'nın mucizelerini her yerde anlat
7) Maradona'nın futbol oynadığı yerlerde dua et, giydiği formalara tap
8) Maradona'ya gösterdiğin saygıyı tek bir kulübe bağlı tutma
9) Diego ismini 2. ismin olarak al, en az bir çocuğuna diego ismini koy
10) "No ser cabeza de termo y que no se te escape la tortuga." -Dik kafalı olma ve kaplumbağanın kaçmasına izin verme

*: Kaynak ve feyz alınan ekşisözlük yazarı ich'e teşekkürler.

12 Haziran 2010 Cumartesi

DÜNYA KUPASI 2010 - 2.GÜNÜN ARDINDAN-

Kupada 2.güne de damgasını vurmayı başaran, yıllar sonra 2010 Güney Afrika dediğimizde belki de şampiyondan bile önce hatırlanacak vuvuzela oldu. Ama bugün Arjantin’in Nijerya karşısındaki ilk 15 dakikalık performansı esnasında etkinliğini yitiren vızıltı, iyi futbolun vuvuzelaya çözüm olabileceği konusunda hepimizi umutlandırdı.

Güney Kore 2 – 0 Yunanistan


Günün ilk maçında 4 kıtadan temsilci bulunduran kozmopolit grup B’nin Avrupalı ve Asyalısı karşı karşıya geldi. Vuvuzela’dan mı esinlendiler bilmem ama, sahada arı gibi çalışkan, alan daraltan, pres yapan bir Güney Kore vardı. Yunanistan ise Otto Rehhagel'in çağ dışı futbol anlayışıyla turnuvalarda grup 4’lemekten başka bir işe yaramamaya devam etti. Catenaccio ile alınan 2004 Avrupa Şampiyonluğu’nun Yunan futbolunu geriye götürdüğü çok açık. Komşu, geriye düştüğü hiç bir maçı çeviremeyecek izlenimini vermeyi Afrika’da da sürdürüyor. Goller 7’ Jung Soo Lee (Kashima), 52’ Ji Sung Park’tan (Man Utd).

Arjantin 1 – 0 Nijerya


Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcularından birini 10 numarasıyla sahada, diğerini takım elbisesiyle kulübede barındıran Tangocular birçok gol pozisyonunu cömertçe harcadıkları, ve birçok pozisyon verdikleri maçta Nijerya’yı Heinze’nin (Marsilya) 6. dakikadaki kafa golüyle mağlup etmeyi başardı. Arjantin maça öyle bir başladı ki, vuvuzelalar sustu, dünya 15 dakikalık şovu izledi. Sonrasında oyunu rölantiye aldılar fakat bu kez de defans yapmayı beceremedikleri ortaya çıktı. Atletik, hızlı, kolay adam geçen Nijerya forvetlerinin tek eksiği son vuruş olunca Afrikalılar golü bulamadı. Özellikle ilk yarıda Hoffenheimlı Obasi, 2.yarıda da Almerialı Kalu Uche ve Wolsburglu Obafemi Martinsle yakaldıkları pozisyonları son vuruşlardaki yetersizlikleri yüzünden harcadılar. Nijerya gruptan çıkış için puan hesabı yaparken eminiz ki bu maça 0 yazmıştır, fakat ekstra 1 puana çok yaklaştılar. Son söz Messi için, klişe olacak belki ama, bu muazzam adamın tek eksiği goldü bugün. Dünya’nın en büyüğü olmak için tek eksiği olan Dünya Kupası’nı çok istediğini ilk maçtan gösterdi.

İngiltere 1 – 1 ABD


Hakan Şükür’ün siyasi duruşunu, görüşlerini sevmeyebilirsiniz. Ama o 16 dakika sonunda onunla birlikte ağlarken futbol ortak paydasında buluşabilirsiniz. İşte bu gözle izledik İngiltere – ABD maçını. Amerika teknik direktörü Bradley’in takımına aşıladığı ekip olma duygusunu, salt bu gözlerle takdir ettik. Özellikle ilk yarıda, golü de erken bulmanın etkisiyle sahada rakibine teslim bir İngiltere vardı. Üstelik Capello’nun elinde oyunu iki yönlü oynayabilen dünyanın sayılı orta sahalarından ikisi varken. Sanırım kurt İtalyana Real’deki gibi iki çapa lazım. 2. yarı Amerika skoru koruma çabasına gitti. İngiltere’nin golünde, çoğunun aklına gelmeyecek Heskey tercihinin, usta golcünün markajdan nasıl kurtulup assist yaptığını görünce, ne kadar doğru bir tercih olduğuna kanaat ettiysek de, Crouch’un oyuna dahil edilişinin bu kadar gecikmesine de o kadar hayret ettik. Yine klişelere selam çakacağız ama, Tim Howard dışında – ABD’nin golünde büyük hatası olan Green’e karşı- ABD takımından İngiltere ilk onbirine girecek oyuncu yokken oyunu böylesine güzel yönetip takımına puanı aldırmayı başaran Bradley’i kutluyoruz. İngiltere bu gruptan her şekilde çıkar ama sonrası için ön görülen kadar umut vaadetmediği de bir gerçek. Goller 4' Gerrard(Liverpool) ve 40' Dempsey(Fulham)'den.

28 Nisan 2010 Çarşamba

Ortega Milli Takımda

Ülkemize gelen önemli futbol yıldızlarından biridir Ortega. Türkiye onu Galatasaray'a attığı kafa golü, Cobarde Gallina Ortega (Korkak Tavuk Ortega) pankartı ve Ceyhun Eriş'in hışmıyla hatırlıyor. Başka da iz bırakamadı Arjantinli ülkemizde. O dönemde onu takımdan dışlatan, kuyusunu kazan Ceyhun Eriş bugün İsveç 2.liginde. Peki Ariel nerede derseniz, Ortega 36 yaşında Arjantin milli takımına seçildi.



Fenerbahçe'den adeta kaçmıştı. Futbol hayatının bitmesini göze alarak hem de. Sonrasında uzun bir süre uzak kaldı meşin yuvarlaktan. Ardından önce Newell's Old Boys'da kendini buldu, ardından döndüğü yuvası River Plate'te hünerlerini sergilemeye başladı. Ve bugün, Arjantin milli takımı teknik direktörü Diego Armando Maradona takımının 5 Mayıs'ta Haiti ile oynayacağı maçın kadrosuna davet etti yıldız oyuncuyu. 86 kez milli takımda oynayan Ortega, son olarak 2003'te Arjantin forması giymişti.
Arjantin'in tamamı Arjantin Ligi'nde oynayan oyunculardan oluşan kadrosu ise şu şekilde:

Kaleciler: Diego Pozo (Colon), Adrian Gabbarini (Independiente)

Savunma: Matias Caruzzo (Argentinos Juniors), Juan Manuel Insaurralde (Newell's Old Boys), Ariel Garce (Colon), Paolo Goltz (Huracan), Luciano Monzon (Boca Juniors)

Orta Saha: Juan Mercier (Argentinos Juniors), Patricio Toranzo (Huracan), Nicolas Olmedo (Godoy Cruz), Sebastian Blanco (Lanus), Leonel Vangioni (Newell's Old Boys), Facundo Bertoglio (Colon)

Forvet: Ariel Ortega (River Plate), Martin Palermo (Boca Juniors), Franco Jara (Arsenal), Juan Pablo Pereyra (Atletico Tucuman).