Oktay Mahmuti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oktay Mahmuti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2013 Pazartesi

Dar Rotasyon Olsa Bile..

 17 Şubat'taki Galatasaray MP - Anadolu Efes maçından önce kağıt üzerindeki ibre, net olarak Efes tarafını gösteriyordu. Galatasaray'ın sakatları, cezalıları derken rotasyon 7 kişiye inmiş, 3 numara namına takıma en son katılan Markoishvili (adının telaffuzu zor diye biz ona kısaca Şota diyoruz, Gürcü kontenjanından) kalmış,şubede ödemeler ile ilgili hafta içinde ciddi sıkıntılar yaşanmış, bütün kaleler zaptedilmiş ve bütün tersaneler alınmıştı. Ancak parkede yaşananlar tam tersini gösterdi..

 1. periyotta 3. faulünü yapan Şota bile Ataman rüzgarının önüne geçemedi, koç 3 numaraya Macvan'ı aldı ve inanılmaz bir savunma çizdi takıma. Oyuncuların ekstra gayreti, Ndong'un pota altındaki ezici üstünlüğü, Engin'in adı gibi 'engin' basketbol zekası, Arroyo'nun liderliği derken Galatasaray 3 çeyreği ezici bir üstünlükle tamamladı. Son çeyrekte dar rotasyon sebebiyle oyuncuların performansları doğal olarak düştü ancak Galatasaray maçı 77-70 kazanmasını bildi.

 
 İlk parantezi galibiyetin mimari Ergin Ataman için açalım. Sanıyorum ki kendisi dar rotasyon seviyor. Şaka bir yana, geçen yıl Beşiktaş'ta da benzer rotasyonlarla benzer savunmalar yaptırmıştı takımına ve koç 3 kupalı muhteşem bir seriye imza atmıştı. Kriz anında verdiği kararların tamamı isabetli oldu ve Galatasaray çok önemli bir galibiyete imza attı. Maçtan sonra yaptığı açıklamada kendisi de belirtti, Galatasaray'ın elinde bir tek lig kaldı ve Ataman bu hedefe gitmek için elinden gelen her şeyi yapacak gibi gözüküyor.

 Bir diğer parantezi Oktay Mahmuti için açalım. Maçı izleyenler biliyor, koç 2. çeyrekte çift teknik faulden diskalifiye oldu. Yaklaşık 5 dakika aralıksız itiraz ettiği pozisyon çok bariz bir pozisyon değildi, gerçekten de tartışmaya açıktı. Öyle ki, LigTV yorumcuları bile 2 farklı açıdan 2 farklı yorum yaptılar. Oktay hoca'nın karakterinde bu sinir her daim var, bunu zaten biliyoruz ancak henüz 2. çeyrekte bu kadar ortada bir pozisyona bu kadar çok itiraz etmesi gerçekten bana enteresan geldi. Diskalifiye kararından sonra Mahmuti'yi alkışlayarak saygılarını gösteren Galatasaray taraftarına ise asıl büyük alkış bizden. 2 sezon boyunca takımına harika anlar yaşatan Mahmuti'yi Galatasaray taraftarının unutması mümkün değil tabi ki, dünkü alkışları sonuna kadar hakediyor koç..

30 Haziran 2012 Cumartesi

Kimdi Giden, Kimdi Kalan ?

'Geç gelen bir yazı bu, uzun süredir depolanmış şekilde bekliyor. Yazar, bu mevzu yüzünden kendini ancak toparlayabildiğinden, yazıyı ancak kaleme alabiliyor.. '


 14 Mayis 2012, Galatasaray.org'da tüm sarı kırmızılıları sevindiren bir haber yayınlandığında saatler 14:30'u gösteriyordu..

  ' Galatasaray Medical Park antrenörü Oktay Mahmuti ile varolan kontratımız 2+2 olarak yenilenmiştir.'

 Beklenen hatta geçikmiş bir karardı, rüya gibi devam eden sezonun sondan bir önceki düzlüğündeydi Galatasaray, ancak başarısızlıkta dahi takımını alkışlayan taraftar, zaten her şeyi anlatıyordu. Takım kaybetse bile, Galatasaray ruhunu sahaya yansıtıyor, adeta 'sahadaki biz' oluveriyordu. Harika bir kimyası vardı takım-taraftar ikilisinin. İçeride oynanan CSKA maçında, kulakları sağır eden 'Gençlik Marşı' hala kulaklarımdadır, o ruh o maçı getirmişti.


  14 Mayıs 2012 saat 14:30'dan sonra her şey değişti, takım Beşiktaş Milangaz'a yarı finalde elendi. Oktay Mahmuti'nin sözleşmesi 'evrak eksikliği'nden dolayı imzalanamadı. Bir hafta bekletildi Mahmuti. Bu beklemenin sonunda da kendisine 'beraber çalışmama' kararı tebliğ edildi..

 Belki önümüzdeki sene Galatasaray Basketbol Takımı sezonu 3 kupayla kapatacak, belki muhteşem oyuncular izleyeceğiz Abdi İpekçi'de. Ancak kişisel görüşüm, geçen yılki ortamı hiçbir zaman yakalayamayacağımız.. Oktay Mahmuti görevinden ayrıldı. Ancak Mungan'ın da dizelerinde dediği gibi:

' Kimdi giden, kimdi kalan
Aslında giden değil kalandır terkeden
Giden de
Bu yüzden gitmiştir zaten... '

1 Temmuz 2010 Perşembe

JOSH SHIPP


Galatasaray ikinci yabancı transferini Bornova Belediye'nin skorer guardı Josh Shipp'i kadrosuna dahil ederek yaptı. Geçen sezonun başında Bornova'nın NCAA'den transfer edip 1 yıllık sözleşme imzaladığı Shipp bu sezon Bornova'da 33 maçın tamamında oynayarak 18.8 sayı, 5.2 ribaund, 2.4 asist, 1.9 top çalma istatistikleri yakaladı. Bornova'nın playoffa kalmasında en büyük pay sahibiydi hiç şüphesiz. O da bu performansı sonucunda kademe atladı ve Galatasaray'a transfer oldu.

Shipp gerçekten TBL standartlarında çok önemli bir skorer. Hücumun sıkıştığı anlarda topu eline alacak oyuncu alacak Josh Shipp. Burda en önemli unsur Shipp'in savunmaya vereceği katkı. 1.9 top çalma iyi bir istatistik gibi görünse de genel savunma yapısı hakkında bir anlamda yanıltıcı bir istatistik. Çünkü savunma disiplini neredeyse hiç olmayan bir oyuncu Josh Shipp. Tabi burada iş, bu konuda tartışmasız Türkiye'nin en iyi koçu olan Oktay Mahmuti'ye düşüyor. Eğer ki ona savunma yaptırabilecek olursa takım adına çok önemli bir parça haline gelir Shipp, peki Oktay Mahmuti bunu yapabilir mi? Eğer başka herhangi bir isim olsaydı asla! derdim buna ama söz konusu Oktay Mahmuti olunca bi durup düşünüyorum. Sonuçta Drew Nicholas gibi bir adama savunma güdüsü aşılamış bir adamdan bahsediyoruz.

Genel hatlarıyla bakıldığında iyi bir transfer gibi görünüyor, bakalım Oktay Hoca ondan maksimum verimi alabilecek mi?

16 Haziran 2010 Çarşamba

GALATASARAY ERKEK BASKETBOL TAKIMI

Bayan basketbol ve bayan voleybol şubelerini kapsayan, Medical Park'la imzalanan kapsamlı anlaşmayla birlikte bu dallara yatırımın artacağı görülüyordu Galatasaray ''Spor Kulübü''nde.


Bayanlarda atılan bu adımların erkek basketbolunda da atılıp atılmayacağı üzerindeki soru işaretleri henüz tazeyken, ortalıkta küçülme iddiaları kol gezerken, önce koçluğa Oktay Mahmuti'nin geldiği haberini aldık, çok sevdiğimiz Cem Akdağ'a yapılan, biraz içimizi burksa da Türkiye'nin en değerli koçlarından birini, başarı garantili bir koçu takımımızın başında göreceğimiz için mutluyduk açıkçası, bundan daha da önemlisi bu gelişme, basketbola yapılacak yatırımın habercisiydi bir anlamda.


Geçen sezon çok karmaşık bir süreçten geçen takım ortaya müthiş bir mücadele koydu. Tüm takım sezon boyunca yüreğiyle oynadı. Düştü denilen takım son 2 haftaya play off iddiasıyla girdi. Futbolda umduğunu bulamayan Galatasaray taraftarının da sevgilisi oldular, verdikleri mücadeleyle. Bu denli fırtınalı geçen senede, başarıda aslan payının sahibi hep yabancılardı, gerek Rancik, gerek Jasaitis, gerek Wilkinson sezon boyu çok önemli katkılar yaptılar. Özellikle Cem Akdağ'dan sonra Darius'un da bu 3'lüye katılması Galatasaray'ı taşıyan en önemli unsurlardı. Bu yabancı kadrosunun yanında bir de onlara ayak uydurabilecek bir yerli rotasyonu yaratılabilseydi, bu takım hem ligde, hem Avrupa'da çok daha ilerilere gidebilirdi.

Yeni sezon planlaması yapılırken, görünen o ki, durum tespiti çok doğru yapılmış. Tedavi için de koç tercihi hiç şüphesiz çok başarılı. Oyuncu yapılanmasındaysa, ilk hedef yerli rotasyonunu kuvvetlendirmek. Şimdi kadroyu şöyle bir değerlendirelim,

Öncelikle seneye takımda olması garanti isimlere bir bakalım, yeni transferler Ermal ve Tutku, Rancik, Caner şimdilik kadroda olması garanti isimler. Alt yapıdan Göksenin Köksal'ın da kadroya katılacağı söyleniyor. Belki o da 3 5 dakikalık sürelerle guard rotasyonuna katkıda bulunabilir.

1 numara pozisyonunda Tutku'nun yanında mutlaka yabancı bir guard olacak, Darius Washington'un durumu henüz belirsiz, Darius veya başkası oraya yabancı bir guard gelecek. Oktay Hoca'nın çok önem verdiği bire bir savunma konusunda etkili bir guard alınırsa şahane olur. Göksenin de kısa süreler bu rotasyona dahil olabilir.

2 numara pozisyonu içinse elde Tufan ve Murat Kaya var, ama bu isimlerin takımdan ayrılma durumu söz konusu. İkisinden birinin takımda kalacağını düşünürsek oraya bir oyuncu daha gelecek. Muhtemel bir yabancı oyuncu hakkı da yine burada kullanılacak, yerli olarak konuşulan isimse Sinan Güler, eğer olursa o da mükemmel olur.

3 numara pozisyonunda elde Caner var, Jasaitis henüz hiç bir kulüple anlaşmadı ama Türkiye'den ayrılırken verdiği mesajlar ayrılacağı yönündeydi. Muhtemelen bir yabancı hakkımızı da burada kullanacağız. Buraya da yerli oyuncu alternatifi olarak Bekir Yarangüme ismi konuşuluyor.

4 ve 5 numara pozisyonu için elimizde Ermal, Rancik garanti isimler. Wilkinson da kalabilir, ki keşke kalsa diyorum. Wilkinson olmazsa muhakkak bir yabancı daha gelecektir. Ayrıca Ömer Aşık'la da Galatasaray'ın yakından ilgilendiği konuşuluyor. Bu oyuncuların yanında belki Fatih Solak veya Polat 12.adam olarak takımda tutulabilir.

Sonuç olarak her pozisyona 1 yerli 1 yabancı oyuncu gibi duruyor şu an. Kalan iki isim de Göksenin ve Fatih olacak benim düşüncem.

Zaman ilerledikçe her şey netleşecek tabi ki ama bu yatırımların yapılması, vizyonun böyle genişletilmesi önemli olan, umarım artık zirveye oynayan bir Galatasaray izleriz seneye.

4 Haziran 2010 Cuma

Oktay Mahmuti


Yaşadığı üzücü hastalık nedeniyle coachluk kariyerine son vermesine kesin gözüyle bakılan Bogdan Tanjevic'in yerine Fenerbahçe Ülker'in başına geleceğini öngörüyordu pek çokları. Fakat Oktay Hoca kariyeri adına çok da beklenmeyen bir adım attı ve Galatasaray'la anlaştı. İki taraf adına da oldukça önemli bir imzaydı aslında bu. Galatasaray'ın küçülme iddialarının resmi olarak olmasa da, yüksek sesle dile getirildiği şu günlerde Oktay Hoca'yla yapılan '3' yıllık mukavele neye işaret, önümüzdeki günlerde daha net olarak göreceğiz bunu.

Düşük bütçeli takımlarla büyük başarılar kazanabilme potansiyeli olan, fazlasıyla disiplinli, işine saygılı, son derece tecrübeli ve kariyerli bir koç Oktay Hoca ve Galatasaray'ın tam da ihtiyaç duyduğu bir isim her anlamda. Savunma anlayışını, disiplinini bu takıma kazandıracağı aşikar, burda en önemli nokta da 'SABIR'. Galatasaray yönetimi ona kendi sistemini oturtmasında ne kadar yardımcı olacak, ne kadar özgürlük tanıyacak, işler kötü giderse ne kadar sabredecek, esas mesele bu olacak.Bu noktada taraftar da düşük skorlu fakat son saniyeye kadar mücadele edecek bir takıma kendini hazırlamalı, çünkü başarı için taraftar ilk şart.

Kısaca bir de kariyerinden bahsederek bitirelim yazımızı;

Makedon asıllı koçun Türkiye'de yolu ilk olarak Eczacıbaşı'na düşüyor, oradan sonra yardımcı koç olarak Efes Pilsen'le anlaşıyor ve Aydın Örs'le birlikte kazanılan Koraç Kupası ve pek çok başarının altında onun da imzası bulunuyordu, ardından Aydın Örs'ün görevden ayrılmasıyla dönemin Karşıyaka koçu Ergin Ataman'la anlaşılması arasındaki süreçte geçici olarak baş antrenörlüğe getirilip 2 maça çıkıyor. Ataman'ın gelişiyle de yardımcı antrenörlük görevine
onun arkasında devam ediyordu. 2001 senesinde Ergin Ataman'ın da görevden ayrılmasıyla koltuk artık kalıyordu o da daha ilk sezonunda takımına final-4 oynatıyor ve o zamanki adıyla Suprolig'de 3.lük yaşıyordu. Devamındaki süreçte Avrupa'da bir türlü final-4 hedefini tutturamayan Mahmuti seri şampiyonlukların ardından ligde de 2 sezon arka arkaya şampiyonluğu kaptırınca görevinden ayrılıyor ve Benetton Treviso'yla anlaşıyordu, pek de başarılı geçmeyen ilk sezonun ardından, ikinci sezonunda takımına ULEB CUP'da çeyrek final oynatıyor ve bu turnuvada yılın koçu seçiliyordu. Ardından 1 yıl takım çalıştırmayan Mahmuti kariyerine Galatasaray'ın başında devam edecek, umarız her iki taraf için de başarılı bir imza olmuştur.