Didier Drogba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Didier Drogba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2013 Cumartesi

Galatasaray - Elazığspor Notları

1- Hafta içi oynamak gerçekten zor, hele de Arena gibi saçma konumlu bir stadda. Maça gelen bir çok taraftar Burak Yılmaz'ın golünü ancak evlerine döndüklerinde izleyebildi. İstanbul, iş çıkışı, trafik... Şehrin göbeğinde, binlerce ulaşım yoluyla gidilebilen rahat stadları doldurmak marifet değil bu şehirde.


2- Aslında bu notları tek kelimeyle bitirebilirdim: Drogba.

3- Drogba sanki istese tüm pozisyonlarda rahatça golü bulacakmış gibi de haksızlık olmasın, rakibin hevesi kaçmasın diye atmıyormuş gibi.


4- Hakan Balta'nın şansını defalarca zorlayarak Riera'dan sol bek yaratması gibi, Dany de Gökhan Zan'ı ilk onbire monte etmek için uğraşıyor. Takımdaşlık duygusu yüksek olmalı.

5- Gecenin adamlarından biri de Yekta. Son derece karakterli bir oyuncu. Bu sezon nasıl Gökhan Zan ve Sabri, sürekli yedek kalmalarına rağmen şans bulduklarında takır takır oynadılarsa, dün de Yekta öyle oynadı. Çok akıllıydı ve basit futbolun güzelliğini izletti.

6- Yönetim çıksa kombine alan taraftara "arkadaşlar o kombineler Sneijdersiz, Drogbasız takımaydı, 50 - 100 ne varsa çıkın" dese, şu Drogba'yı izleyen herkes düşünmeden verir.

7- Takım yıldızlarla dolup Hamit'in üzerindeki baskı azalınca, o da rahatladı, onu seven bizler de. Maçın ikinci yarısında tek başına şov yaptı adeta.

8- Sekizinci maddeyi maestroya ayırdım, özel olarak. Bu sezon da en çok "formanın arkasına ismi yazdırılacak oyuncu" Selçuk İnan.

9- Sabri Sarıoğlu öyle yürekten oynuyor, öyle can siperane ki, sırf maç başı alsın diye oyuna girmesini istedik, sanki bizim cebimize giriyor. Helal olsun kaptana.

10 - Elazığspor kadro kalitesi olarak ligin en düşüklerinden, farkları hocalarının iyi olması. Yılmaz Vural kimlik getirdi takıma.

11- Köksal Yedek muazzam bir oyuncu, farkını koydu ortaya. Ligde başaltı takımların hepsinde gözü kapalı oynar.Ayrıca fiziği çok kötü olsa da Serdar Gürler'i de çok beğendim. İlk kez canlı izleyebildik bu oyuncuları. Sakat olmasaydı da Adem Alkaşi'yi de izleyebilseydik.

12- Bilica artık yavaş yavaş Rio'ya uçak bileti bakmaya başlasın. Rıdvancığımın tabiriyle, onu gibi 50 tane adamı birinci ligde bulurum. Bi 20 tane de ikinci ligden çıkar zorlasan. Bireysel hataları maçı yarım saatte bitirdi. Yabancı kontenjanının iyice önem kazandığı şu ligde tutunması bence çok çok zor artık.

13- Ümit Davala 75.dakikada Yekta - Aydın değişikliğiyle 4-3-3'e döndü. Sormak istiyorum kendisine, ne gerek vardı? Burak'ı sola hapsetti. O dakikalarda niye sistem değiştirir ki takır takır oynayan takım? Yerleşim esnasında bir gol yesek, panik dakikaları başlayacak. Ümit Hoca'nın bu sezon bulduğu fırsatları iyi değerlendiremediğini düşünüyorum.

14- Aslında başlı başına ayrı bir yazının konusu da Melo. Felipe Melo ikinci yarı kendini buldu. O Beşiktaş maçındaki tükürük vakası nedeniyle dört maç cezayı almasa çok daha erken gösterecekti bunu. O mevkide o tarz bir oyuncu, dünyada bir elin parmaklarını geçmez. Hem çok iyi bir kesici olacaksın, hem savaşacaksın, hem lider ruhlu olacaksınız, hem de muazzam bir tekniğiniz ve hücum gücünüz olacak. Bu saydıklarımın yarınısı yapan Diarralara milyon eurolar dökülüyor dünya futbolunda. Eksisi, herkesin aklında olan ama dile getirmekten çekindiği o soru, "ya bonservisini aldığımızda yine yatmaya başlarsa?" İş o nedenle, sezon öncesi kampının ilk gününe kadar mutlak suretle bitmeli bu transfer, ya da ön liberoya her gelenin Melo'yla kıyaslanmaya başlayacağı yıllara hazırlanmaya başlayalım.

15- Drogbayla başladık, Drogbayla bitirelim. Resital sundu adeta, çok formda. Kadıköy'de büyük işler yapacak. O maçı bu denli rahat bekliyorsak, sayende büyük reis.

Tanrı Adam

 Feyze Hepçilingirler'in harika kitabı 'Tanrıkadın', Ayşe isminde bir kadının verdiği mücadeleyi anlatır. Romanın bir yerinde şu ifade geçer, '..ama kadının tanrısallığından hiç kuşku duymamıştır toprak. Yalnız toprak değil, denizler de gökler de inanmıştır kadına ve tanrısallığına.."

**

  Geç bulup tez yitirmek istemediğimiz Didier Drogba için de sahada aynı şeyleri hisseden, farklı seviyerlerden birçok futbolcu gördü bu gözler, çok kısa bir süre içerisinde. Rakip kim olursa olsun, Real Madrid, Sanica Boru Elazığspor, Schalke 04, Mersin İdmanyurdu vs. saha içindeki herkes o an bir futbol tanrısına karşı futbol oynadığının farkında, o tanrının adı da Didier Drogba..


 35 yaşına rağmen gösterdiği performans, oyunu ve kendi takımını bir teknik direktör gibi yönlendirmesi, hem rakiplere hem kendi takım arkadaşlarına saygısı ile bu tanrısal role bürünüyor Fildişi'li yıldız, sakatlanan Barral'ı hastanede ziyaret etmesi, yanında yere düşen rakiplerinin tamamına ilk eli uzatan oyuncu olması, gol kaçıran takım arkadaşını teselli eden ilk oyuncu olması vs. Bunların tamamı neredeyse o muhteşem performansından daha önemli o tanrısal rol için.

 Ancak 35 yaşındaki mavi filin performansından da bahsetmenin gerekli olduğunu düşünüyorum ben. Hani A takımın as forvetini bir antreman için dinlendirmeyi düşünerek alt yapı antremanına gönderirsin ya, maçın bazı bölümlerinde Drogba izleyenlere tam olarak o hissi veriyor. Kalecinin degajını göğsünde yumuşatıp arkadaşına servis eden 35 yaşındaki bir adamdan bahsediyoruz şu anda..

 Galatasaray'a transfer sürecinde -ben dahil- birçoklarımızın kafasında soru işareti vardı. Stoper ve sol bekte ciddi bir eksiklik gözükürken, forvet hattında Burak, Umut, Elmander varken ve hatta forvet arkasına Sneijder transferi yapılmışken gerçekten Drogba elzem bir ihtiyaç mıdır diye düşünmekten kendimi alamamıştım. Dün Elazığ maçını izlerken yanımdaki arkadaşlarımla şunu konuştuk, şu an sahada Drogba yerine dünyanın en iyi sol beki olsa (o ismi siz koyun, mesela ben 25 yaşındaki Roberto Carlos gelsin demiştim.) biz onu mu tercih ederdik yoksa Drogba'yı mı ? Sanırım sorunun cevabını hepimiz biliyoruz..

 Dün geceden başka bir sorum da şu. Önümüzdeki yıl bu zamanları düşünün, Drogba 36 olmuş ancak performansında ciddi bir düşüş yok. Kendisiyle tekrar sözleşme imzalar mısınız ? İmzalarsanız kaç yıllık imzalarsınız ?


Hepçilingirler 'Toprak, denizler ve gökler kadının tanrısallığına inanmıştır' demişti harika romanında. Biz de Didier Drogba'yı her izlediğimizde onun tanrısallığına biraz daha inanıyoruz, aynı sahadakilerin de inandığı gibi..


8 Mart 2013 Cuma

Kaybedilen Üç Puandan Çok Daha Fazlası !


 Bir futbolcu düşünün, bir buçuk senedir takımı sırtında taşımış, hem oyunuyla, hem beyefendiliğiyle tam bir Galatasaray kaptanı gibi hareket etmiş, herkes tarafından saygı gören bir lider haline gelmiş. Bu futbolcunun yanına uluslararası platformda çok daha büyük isimler gelmiş, ancak bu durum diğer oyuncunun değerinden bir şey götürmemiş pek tabi ki.

 Bu büyük isimlerden bir tanesi geçen hafta son dakikada kazanılan serbest vuruş için topu eline aldı ve topu takımı sürekli sırtlayan oyuncuya bırakmadı. Aynı durum bu gece son anlarına 1-0 girilen maçta kazanılan penaltıda yaşandı. Üstüne üstlük o penaltı da ne yazık ki kaçtı..


 Olayı somutlaştıralım artık, neden bahsettiğimi zaten biliyorsunuz..

 Şampiyonlar Ligi'nde Top 16'da oynayan bir takım düşünün ki, penaltıcısı sahadayken o penaltıyı ona attırmıyor. Çünkü Drogba topu eline almış, ben atacağım demiş. Belki Çin'de bunları çok rahat yapıyordu ancak buranın Galatasaray olduğunu ona kimse anlatmamış, ironiktir ki kenardaki Ümit Davala yada Hasan Şaş da Drogba'ya 'Kardeş çok büyük topçusun ama, bu takımın penaltıcısı Selçuk'tur, şimdi o topu ona bırak' dememiş..

 Daha fazla yazmak isterdim ama gerçekten çok sinirliyim, Terim takımlarında olmaması gereken şeyler olmaya başladığı için.

 O penaltı kaçacaksa Selçuk İnan kaçırmalıydı, Drogba değil..

15 Şubat 2013 Cuma

Takım içi Dengeler

 
 
 
 
 Her doğru hamleye bir kulp bulmak isteyen Türk basınının Sneijder ve Drogba transfer süreçlerinde dillerinden düşürmediği en önemli argüman 'takım içi dengeler'di. Sneijder ve Drogba'nın alacağı yüksek maaşlar sebebiyle takımdaki huzur yerini fesatlığa bırakacak, bu sebeplerden de Galatasaray Futbol Takımı başarısız olacaktı.
 
 Üstteki fotoğraftaki oyunculardan bir tanesi geçen yılki Türkiye Ligi'nin Gol Kralı, bu yıl Şampiyonlar Ligi'nde gol krallığı için yarışıyor. Yeşil yelekli oyuncu ise geçen yıl Şampiyonlar Ligi Finali'nde maçın adamı seçilmiş ve Galatasaray tarafından yeni transfer edilmiş bir futbolcu. Kısacası direkt olarak forma rekabetine girecek iki oyuncu görüyoruz fotoğraflarda..
 
 Fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere, takım içi dengeler fena halde tehlikede, Florya'da sevgisizlik, futbolcular arasında soğukluk hakim..
 
PS. Fotoğraf paylaşımı için @ASY1905GS'ye teşekkür ederiz..