L.A Lakers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
L.A Lakers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2010 Salı

NBA FINALS 2010 -BEŞİNCİ MAÇIN ARDINDAN-

Serinin 5. maçında kazanan, yine kazanmak zorunda olan Celtics oldu ve seriyi 3 - 2ye getirdi.

Son iki maç öncesinde Boston'da oynanacak son maçtı ve serinin kaderini belirleyecek maçtı, dünkü maç. Boston kaybederse, Lakers büyük avantaj elde edecekti evindeki 2 maç öncesi. Fakat gördük ki, maçın öneminin farkında olan taraf yalnızca Boston'du. Lakers'taysa Kobe hariç istekten, arzudan eser yoktu. Pota altındaysa Lakers Boston'un sertliğine hiç bir şekilde karşılık veremedi. Boston'un müthiş bir hücum performansı gösterip bi ara %70'lere kadar ulaşan şut yüzdeleriyle oynadığı maçta, Lakers üretkenlikten çok uzaktı, yalnız ikinci şans sayıları ve Kobe'nin çok özel performansıyla ayakta kalabildiler. Sonuçta daha çok isteyen, daha çok ısıran takım Boston'du ve kazanan da onlar oldu.


Boston maça oldukça iyi, diri ve istekli başladı. İlk 3 maçın kayıp ismi Paul Pierce maça müthiş başladı, öyle de devam etti, Boston'un takım olarak harika hücum ettiği günde, hücumun liderliğini yapan isimdi Pierce. İlk 3 maç kendisini oldukça iyi savunan Ron Artest'in özellikle savunmada çok kötü performans gösterdiği maçta ilk yarıda üzerinde kalan uzunlar sonrası bulduğu sayılarla, ikinci yarıda Artest'e karşı adam adama oynadığı dönemdeki sayılarla, yardımları yararak, potaya giderek, el üstü atarak bir şekilde sayıya ulaştı her seferinde. Bir de maçın son saniyelerinde, son bir kuvvetle Rondo'ya yaptığı asistle maça son noktayı da koydu Pierce, oynadığı doğru oyunla da hayran bıraktı kendine. En büyük yardımcısıysa, şüphesiz, Garnett'di hatta yakaladığı 18 sayı, 10 ribaund, 3 asist, 5 top çalma, 2 blokluk performansı, hem hücumda hem savunmada etkili oyunuyla baş rolü de çaldı kimilerine göre.


Lakers'ta Boston'a cevap verebilen tek isim Kobe'ydi. Özellikle 3. çeyrekte kendinden geçen Kobe ''beni durduramazsınız'' der gibiydi, ki Doc Rivers'ta, oyuncularına molada ona karşı yapılacak bir şey olmadığını söylüyordu. Her türlü sayıyı attı, ribaund aldı, asist yaptı, blok yaptı, Pierce'ı savundu, kısacası takımı adına yapılabilecek her şeyi yaptı. Fakat takımın geri kalanından Kobe'ye en ufak bir katkı gelmeyince bu mucize oyun güme gitti. Bu maç, en etkili günündeki bir Kobe dahi olsa, bir oyuncunun asla bir takımı yenemeyeceğini gösterir mahiyetteydi.


Gasol skor üretiminde çok etkisizdi ama daha önemlisi içerideki itiş kakıştan çok kolay yılmasıydı. Artest sahanın en kötüsüydü belki de, ne savunma yapabildi ne de hücum da vardı. Bir de maçın en kritik 3 serbest atışını da kaçırınca Lakers'ın maça tekrar ortak olma şansı artık kalmamıştı. Diğer taraftan, Bynum'un sakatlığı onu çok etkiliyor, dizinden hiç güç alamıyor Bynum. Lakers'ın en önemli caydırıcı gücü olmaktan çok uzaklaşıyor böylelikle.

Seri Lakers'a taşınırken Boston avantajlı durumda gözüküyor belki ama Staples Center'dan bir galibiyet çıkartmak zorundalar. Bakalım en büyük kim olacak?

6. maç perşembeyi cumaya bağlaya gece 4'te oynanacak.

12 Haziran 2010 Cumartesi

NBA FINALS 2010 -DÖRDÜNCÜ MAÇIN ARDINDAN-

Serinin 4. maçında kazanan taraf Celtics oldu ve seri 2-2'ye geldi, tam da bu noktada aklıma bişey geldi ama neyse içimde kalsın, söylemeyeceğim.

Neyse konuya geri dönelim biz, Boston için ölüm kalım maçıydı açıkçası bu maç, seri 3-1'e gelseydi eğer, o serinin dönüşü pek de mümkün olmazdı heralde. Lakers'sa işi Boston'da bitirme derdindeydi. Bunun içindir ki, her iki takım da maçın tamamında savunmadaki sertliğini korumaya çalıştı ve uzun süre sıkışan hücumlar izledik arka arkaya. İşte bu sıkışan hücumları açan yine beklenmeyen bir isimdi. 4. maçta Lakers adına Fisher'in yaptığı işi, 5. maçta Boston adına Glen Davis yaptı ve takımına galibiyeti getirdi.




Boston maça Paul Pierce'la etkili başladı, ki bu maç Paul Pierce'ın bu serideki en etkili maçıydı, belki de etkili olduğu tek maçtı. Ray Allen'sa maç başında bir isabet bulduktan sonra ilk yarıyı 1/7'le tamamladı. Özellikle de böylesine savunmaların öne çıktığı bir maçta fark yaratmak adına Boston'un bu iki suskun skoreri çok çok önemliydi. İlk yarı, savunmaların önderliğinde tamamlanacakken karşı tarafta o farkı yaratacak isim çıktı sahneye. Arka arkaya 3 isabetle 8 sayı üretti Kobe ve takımını bu denli kısır geçen maçta bir anda öne fırlattı. İlk yarı Lakers için olumlu biçimde biterken belki de olabilecek şeylerden en kötüsü oldu ve maç öncesi sakatlığı nedeniyle oynayıp oynamayacağı tartışılan Bynum'ın sakatlığı nüksetti ve Bynum ikinci yarının çok kısa bir süresi hariç takımını yalnız bırakmak zorunda kaldı. Bu da Lakers'ı inanılmaz olumsuz etkiledi maçın ikinci yarısında. Glen Davis'in bu denli parlamasında da esas neden buydu aslında. Özellikle savunma anlamında hiç ortalarda gözükmeyen Odom'un zaafını müthiş kullandı ve maçı 18 sayı ve 5 ribaundla tamamladı. Dikkat çeken noktaysa bu 5 ribaundun 4'ünün hücum ribaundu olması ve bunların sonucunda Davis'in skor üretmesiydi. Tekrar söylüyorum, savunmaların öne çıktığı böyle bir maçta, atılacak her sayı bir şampiyonluk değerindeydi aslında. Fakat zannediyorum ki, Lakers tarafı bu işin pek farkında değildi ve dün eli adeta yanan Kobe'ye topu geçirmeyi hiç akıllarına getirmediler ve Kobe'nin tutuşan elleri soğudu, zaten sıkışan hücumda da Lakers Odom'un bir iki zorlama basketi dışında hiç bir şey üretemedi. Bütün bu faktörler, Boston'un galibiyetinde çok büyük rol oynadı.




Ayrıca Glen Davis'in başını çektiği Boston benchindeki diğer isimler için de bir iki kelam etmek lazım heralde. Her daim en fazla eleştiri alan isim olan Nate Robinson dün çok önemli işlere imza attı, 16 dakika süre aldı 12 sayı attı ve maçın en önemli isimlerinden biri oldu. Böyle bir şey söyleyeceğime hiç inanmıyordum ama söylemek zorundayım ki Nate gerçekten çok önemli işlere imza attı. Rasheed maçın en kritik anında bulduğu uzun mesafeli bir 3 sayı isabetiyle o da galibiyette ucundan bir pay sahibi oldu. Ve benchten gelip katkı yapan son isim de savunmada Kobe'ye uyguladığı baskıyla Tony Allen oldu. Kobe'nin müthiş formda olduğu günde, arkadaşlarının onu unutmasının yanı sıra ona top aldırmamayı prensip edinen iyi savunması da oldukça önemliydi.




Sonuca bağlarsak, Bynum'ın sağlık durumu bu serinin geleceğinde çok önemli bir faktör olacak. Çünkü hep bahsettiğimiz Lakers'ın içeriyi ısrarla kullanması gerektiği teorisinin esas adamı Bynum. Aynı zamanda yine, yeniden Kobe ve Rondo diyorum.

Serinin 5. ve benim için en önemli maçı pazarı pazartesiye bağlayan gece 3'te yine Boston'da oynanacak ve ardından seri Los Angeles'a taşınacak.

10 Haziran 2010 Perşembe

NBA FINALS 2010 -ÜÇÜNCÜ MAÇIN ARDINDAN-

Serinin Boston'da oynanan ilk maçında Lakers Boston'u mağlup ederek seride 2-1 öne geçti ve avantajı tekrar eline aldı.

İkinci maçta alınan galibiyetle Boston morallenmişti, ki Paul Pierce'ın maç sonu yaptığı iddialı açıklamalar da bunun en açık kanıtıydı. Lakers tarafıysa bu maçın en önemli maç olduğu görüşünde birleşmişti.



Boston Garnett, Rondo ikilisiyle maça çok iyi başladı ve 12-5'lik bir seri yakaladı maçın henüz başında, fakat daha sonra ilk çeyreğin ikinci, ikinci çeyreğin ilk yarısındaki Kobe fırtınasını durduramadılar ve 17 sayı geri düştüler. Zamanla bu farkı erittilerse de maç sonunda 'birisi' çıktı ve tek başına devirdi Boston'u.

Boston'da maçın en etkili oyuncusu şüphesiz Garnett'di, bize eski günlerinden bir kesit sundu fakat maç sonunda öyle bir hata yaptı ki, bu hata maçın Lakers lehine bittiğini tescil etti bir anlamda. Boston adına en önemli başlıksa Ray Allen'dı şüphesiz. Bir önceki maçta finaller tarihinin üç sayı isabet rekorunu kıran Allen bu geceyse bambaşka bir rekoru kıl payı kaçırdı. Maçı 0/13 saha içi isabetiyle tamamladı Ray Allen ve sadece 2 sayı üretebildi. Kırmaya çok yaklaştığı rekorsa daha önceden Chip Raiser ve Dennis Johnson'ın elinde olan 0/14 lık saha içi isabet rekoruydu. Aslında, onu bu rekoru kırmaktan kurtaransa Garnett'in maçı bitiren hücum faulü oldu, eğer ki hakem o faulü çalmasıydı Allen bomboş turnikeyi kaçırmış ve en kötü şut yüzdesi rekorunu egale etmiş olacaktı.



Maça çok kötü bir başlangıç yapan Lakers cephesindeyse, maçın başında, Kobe sorumluluğu aldı, maçın seyrinin tersine dönmesini ve ilk yarıyı takımının üstün kapatmasını sağladı.Fakat 3. çeyrekten itibaren Lakers hücumu iyice sıkıştı ve sadece Kobe'nin eline bakar hale geldi ve Kobe'nin de çok gününde olmamasıyla fark kapandı ama işte öyle 'birisi' vardı ki Kobe'nin 29 şut kullandığı, sadece 10 isabet bulduğu günde maçın, serinin, şampiyonluğun seyrini değiştirdi. 36 yaşındaki cesur yürek son çeyrekte, topun el yaktığı anlarda, hücum tamamıyle sıkışmış, Kobe ritmini bulamamış, 17 sayılık fark erimiş, maç iyiden iyiye Boston lehine dönüyorken çıktı sahneye ve aldı takımını sırtına galibiyeti armağan etti arkadaşlarına, taraftarlarına, tek kelimeyle tarih yazdı, maç içinde Kaan Kural onu öyle tanımladı ki, bize de söyleyecek daha fazla söz kalmadı ''Fisher'in içine Kobe girmiş.''



Son bir söz de serinin önümüzdeki kısmı için edelim, Lakers önemli bir avantaj elde etti açıkçası fakat 4. çeyreğe kadar Kobe'ye bu kadar bağımlı oynayarak serinin devamında zorlanabilirler, Bostonda'ysa hep söylediğimiz gibi eğer Rondo extra bişeyler üretmezse Lakers'ı geçmeleri çok ama çok zor. Zaten 2. maçta da çok net bir biçimde gördük bu durumu. En önemli konuysa, sürekli tekrarladığımız gibi, Boston adına Lakers'ın içeride bu denli at koşturmasını engellemek, Lakers adınaysa içeriyi kullanmaktaki ısrarı olacak.

Serinin 4. maçı perşembeyi cumaya bağlayan gece 4'te yine Boston'da oynanacak.

7 Haziran 2010 Pazartesi

NBA Finals 2010 - İkinci Maçın Ardından -

Boston Celtics serinin 2. maçında Los Angeles Lakers'ı yenip seriyi 1-1'e getirdi ve iç saha avantajını da ele geçirmiş oldu.

Maç öncesine gelirsek, ilk maçta denize dökülen Celtics muhakkak bir reaksiyon vermek zorundaydı, Lakers cephesindeyse, saha avantajını kaybetmemek için çıkacaktı maça Lakers.


Her iki takım da nerede olduklarını bilerek oynadılar ve müthiş bir basketbol resitali yaşattılar bizlere.

Boston'da Ray Allen rüya gibi bir gece yaşadı, ilk yarıda bulduğu 7 üçlük isabeti de, maç sonunda bulduğu 8 isabet de finaller rekoruydu. Rondo maç sonunda gerçek bir lider gibi takımını sırtına aldı, maçı da takımına getirdi. Bu iki isimdi maçı Boston'a getiren, Paul Pierce ve Garnett'in verimsiz olduğu günde. Boston adına bir başka önemli nokta da ilk maçın aksine takımın ribaund konsantrasyonu ve sertlği en üst seviyeye çıkarması oldu. Rasheed ve Glen Davis'in kenardan gelip ribaund ve takım sertliğine yaptığı katkı, Rondo'nun havuza düşen neredeyse tüm topları toplaması çok önemliydi, fakat en önemlisi savunma ribaundlarıydı Boston adına, Boston bu şekilde Rondo'nun en önemli özelliği olan açık alan basketbolunu oynama fırsatı buldu, bu da Boston galibiyetinde çok büyük rol oynadı.


İşin Lakers tarafına bakacak olursak, Lakers'ın da kötü oynadığını söyleyemeyiz aslında, lakin Rondo'yu Kobe'nin savunmasıyla, Ray Allen'a Derek Fisher'in kalması, Fisher'in da perdelerde Ray Allen'ı takip edememesi ve Allen'in efsanevi bir akşam yaşaması ilk yarıda Lakers'ı çok zorladı, daha sonra maçı dengeye getirdi Lakers fakat maç sonunda hücumun akıl almaz biçimde sıkışması Lakers'ın aldığı mağlubiyette temel konu oldu. Bunun dışında Gasol ve Bynum yine iyiydi, Kobe'yse her zamanki verimliliğinde değildi, Ron Artest Lakers adına en büyük hayal kırıklığıydı, hücumda takımını baltaladı desek çok da abartmış olmayız sanırım.

Böylelikle seri 1-1'lik eşitlikle taşınıyor Boston'a, arka arkaya 3 maç Boston'da oynanacak şimdi ve Lakers en azından deplasmanda 1 maç almak zorunda seriyi tekrar Los Angeles'a taşımak için. 3. maç salıyı çarşambaya bağlayan gece saat 04:00'da oynanacak, serinin kaderi bir kez daha çizilecek.

NBA Finals 2010 - İlk Maçın Ardından-

Dünyanın en saygıdeğer lig organizasyonunda bu sene de sona gelindi. Normal sezondu, playoff'tu derken son düzlükte iki dev kaldı baş başa. Batı şampiyonu sene başından bu yana beklenildiği üzere L.A Lakers oldu, Doğuda'ysa nispeten bir sürpriz yaşandı ve normal sezonu ancak 4. bitirebilen Boston Celtics geldi Lakers'in karşısına.

Aslında bu iki takımın isimlerinin yan yana gelmesi dahi heyecanlandırıyor basketbolseverleri. NBA tarihinin en büyük rekabetine bizleri ortak eden bu iki takım tıpkı 2 sene önceki gibi yine er meydanında ve yine bizlere büyük bir heyecan yaşatmaya başladı bile şu günlerde. İlk maç geride kalırken Lakers evinde Boston'a şans tanımadı ve seride 1-0 öne geçti.

iki sezon önce yine bu 2 takım finalde karşı karşıya gelmiş, Boston Lakers'ı mağlup edip şampiyonluğu kazanmıştı. Aradan geçen bu 2 senede, bu iki takıma baktığımızda, kadro yapısı olarak çok fazla bir şey değişmedi aslında. Boston hala 2 sene önceki beşiyle sahada Lakers'taysa tek değişiklik Trevor Ariza'nın yerine artık Ron Artest var. İsimlere baktığımızda pek de fazla bir değişiklik olmasa da değişen bir şeyler var elbette ve bu değişiklikler serinin kaderini belirleyecek temel noktalar.

2 sene önce Boston Lakers'ı saf dışı bırakırken yaptığı en önemli iş, içerideki sertlikti ve Lakers uzunlarının bu sertlik karşısında geri adım atmasıydı. Aslında bu, bugün de en önemli nokta. Gasol, Bynum ikilisi Perkins, Garnett ikilisi karşısında 2 sene öncesinin aksine müthiş bir üstünlük kurdu ilk maçta. Özellikle Gasol -ki 2 sene öncesinin en ağır eleştiri alan ismiydi- Garnett karşısında çok üstündü ve galibiyetin baş mimarı oldu. Garnett'in artık ağırlaşan dizleri ona ciddi anlamda engel oldu ve Gasol karşısında ilk maçta tek kelimeyle ezildi.


2 sene öncesine nazaran değişen bir şey de esas adamların rolüydü. Lakers'ta esas adam tabi ki hala Kobe fakat 2 sene öncesine oranla hayli olgunlaşan bir Kobe. Boston'daysa durum biraz farklı, 2 sene öncesinin en zayıf halkası Rondo bugün artık esas adam rolünü çaldı, takımda onun liderliğini kabul etmiş görünüyor, Orlando serisinde taraftarın ona MVP tezahüratı yapması da bunun en açık ispatı. Fakat Rondo belki de Orlando maçında yaşadığı sakatlıktan ötürü bir türlü kısa süre önceki formuna ulaşamıyor. İlk maçta da istatistik kağıdında oldukça iyi görünse de Kobe'nin savunması karşısında biraz sönük bir oyun oynadı. Eğer o extra işler yapmazsa Boston Lakers karşısında tutunamaz.

İlk maç sonrası serinin genel durumu bu şekilde, artık hep birlikte bu geceden itibaren önümüzdeki maçlara odaklanacağız, bakalım en büyük ligin en büyüğü kim olacak?