ingiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2010 Salı

2.Tur, İngiltere, Ofsayt, Rosetti derken...

2. tur maçlarının sonuna geldiğimiz bugün, futbol dünyası yepyeni tartışmaların içinde. Gelişen, hızlanan futbol, her konuda teknolojinin yardımına açıkken, bu gelişmelerin hakem kararlarına etkisi olmuyor. 2.tur maçlarının 2.gününde oynanan Meksika-Arjantin ve Almanya-İngiltere maçların, teknolojik gelişmelerin diğer sporlarda olduğu gibi futbolda da hakemlerin yardımına koşması gerekip gerekmediği sorusunu bir kez daha gündeme getirdi.

Meksika - Arjantin maçında, Tevez'in Arjantin'i 1-0 öne geçiren golünde yan hakem bu oyuncunun bariz ofsayt pozisyonunda gol vuruşu yaptığını kaçırdı. Fakat stat ekranında golün tekrarını izleyen Meksikalılar ofsaytı görünce yan hakeme koştular. O anda maçın İtalyan hakemi Rosetti tüm insiyatifi ele aldı ve teknolojinin yardımını reddederek hatalı da olsa gol kararını verdi. Turnuvadan sonra FIFA'nın masaya yatıracağı ilk konu bu olmalı.

Diğer maçta ise Almanlar'a İngiltere 66'dan 1 gol borcu olan İngilizler, Lampard'ın çizginin neredeyse 1 metre içine düşen şutunda hesabı kapattılar. Capello istifayı düşünmediği söylese de İngiltere bu golün ardına sığınmamalı. Zaten gruptan nasıl çıktıkları da ortada. Turnuva sonrası milli takım çalıştırıcılığı için "dünyadaki gelişimi yeterince yakalayamadıklarına inanılan, fakat İngiliz oyuncuların ruh hallerinden çok iyi anladıkları kabul edilen" Adalı teknik direktör tercihi ile, "gelişime açık, dünya futbolunu bilen, fakat oyuncuların ruh hallerini yeterince çözümleyemeyen" yabancı teknik direktör tercihi tartışmaları yine yaşanacaktır.
Bir de Alman Müller var, turnuvanın sürpriz yıldız adayı. Onun yaptıklarını Rooney yapsa, bugün İngiltere'de çocukların adı gerçekten Wayne koyulmaya başlanmıştı.

2. tur maçlarının genel gidişatına bakarsak, ABD dışında hiçbir grup liderinin elenmediği, hatta zorlanmadığı bir turnuva oluyor. İlk golü atan, genelde zorlanmadan sonuca gidiyor.
Uruguay, 10 dk bastırdı, öne geçti, sonra rölantiye aldı oyunu. Ne zamanki Güney Kore üstün bir efor sergileyerek eşitliği yakaladı, tekrar yüklendiler ve sonucu aldılar. Uruguay bu turnuvada savunmasıyla hücum hattı arasındaki güç dengesi en yüksek takım.
ABD ise bir kez daha kötü, düşük konsantrasyonla başladığı maçı bu kez çeviremedi. Gerek turnuva öncesi milli takımımıza karşı hazırlık maçında, gerekse grup maçlarında geriye düşüp maçı çevirmeye çalışırken yüksek efor sarfeden ABD, yıpranmayı kaldıramadı.
Kesinleşen ve muhtemel çeyrek final eşleşmeleri :
2 Temmuz Cuma
17.00 Hollanda - Brezilya
21.30 Uruguay - Gana
3 Temmuz Cumartesi
17.00 Arjantin - Almanya
21.30 İspanya/Portekiz - Paraguay/Japonya

27 Haziran 2010 Pazar

Almanya-İngiltere Rekabeti

Tarihin en önemli rekabetlerinden birini 3 fotoğrafla anlatalım,


Sene 1914... 1. Dünya Savaşı yılları...

Yıllarca bize anlatılırdı, Çanakkale Savaşı'nda, düşman kuvvetlerle ateşkes saatlerinde siperden sipere erzak atılması, birbirlerinin şarkılarına eşlik edilmesi. Burada da Alman ve İngiliz askerler noel dolayısıyla ilan edilen ateşkes sürecinde birbirleriyle futbol oynuyorlar.


Sene 1938... Dünya yeni bir savaşa doğru ilerliyor...

Dünyanın savaşa sürüklenmekte olduğu günlerde İngiltere'nin barışçı başbakanı Neville Chamberlain'in isteğiyle, İngiliz takımı, Hitler'in propoganda bakanı Joseph Goebbels'in de bulunduğu Berlin Olimpiyat Stadı'nda, maç önü seramonisinde Nazi selamı veriyor. İşte bu kare İngiltere tarihine kara bir leke olarak geçiyor.



Sene 1966... Yer, İngilizlerin mabedi Wembley...

Batı Almanya ve İngiltere, İngilizlerin mabedinde Dünya Kupası finaline çıkıyor, Normal süresi 2-2 biten maçta kızılca kıyamet 101. dakikada kopuyor. Geoff Hurst'un vurduğu top çizgiye düşüyor, o gün oradaki hakem dahil hiç kimse topun çizgiyi geçip geçmediğini anlayamıyor. Sonucunda maçın hakemi Azeri Tofiq Behramov golü geçerli sayıyor ve İngilizler evlerinde oynadıkları kupayı kazanıyor. O günden sonra Azeriler ve İngilizler arasında bir dostluk bağı kuruluyordu. Hatta 2006 Dünya Kupası Elemeleri'nde karşılaşan bu iki takımın Azerbaycan'da oynayacağı maç 96'da vefat eden Behramov'un adını taşıyan statta oynanıyor, maçtan önce yapılan seramonide Geoff Hurst da orada bulunuyordu.

Bakalım bugünkü maçta yine yıllarca hafızalara kazınacak bir tarihe tanıklık edecek miyiz?

15 Haziran 2010 Salı

Kaiser'den İngiltere'ye


"İngiltere'yi ABD karşısında izlerken ortaya futbola dair pek de birşey koyamadığını gördüm. Eski zamanlardaki kötü top şişirne ve peşinden koşma taktiğiyle oynuyor gibilerdi. Capello'nun pek şansının olduğunu düşünmüyorum. İngilizler, dünyanın iyi yabancı oyuncularına sahip Premier Lig takımlarının çok az sayıda İngiliz oyuncu barındırmasının cezasını çekiyorlar."

Capello'nun Beckenbauer'e katılmaması için hiç bir neden yok zira Premier Lig'de İtalyan'ın faydalanabileceği oyuncuların oranı 38%. Günü kurtarmak için çözümü 6+2+2'de bulanlar feyz alır mı bundan? Hiç sanmıyorum.

12 Haziran 2010 Cumartesi

DÜNYA KUPASI 2010 - 2.GÜNÜN ARDINDAN-

Kupada 2.güne de damgasını vurmayı başaran, yıllar sonra 2010 Güney Afrika dediğimizde belki de şampiyondan bile önce hatırlanacak vuvuzela oldu. Ama bugün Arjantin’in Nijerya karşısındaki ilk 15 dakikalık performansı esnasında etkinliğini yitiren vızıltı, iyi futbolun vuvuzelaya çözüm olabileceği konusunda hepimizi umutlandırdı.

Güney Kore 2 – 0 Yunanistan


Günün ilk maçında 4 kıtadan temsilci bulunduran kozmopolit grup B’nin Avrupalı ve Asyalısı karşı karşıya geldi. Vuvuzela’dan mı esinlendiler bilmem ama, sahada arı gibi çalışkan, alan daraltan, pres yapan bir Güney Kore vardı. Yunanistan ise Otto Rehhagel'in çağ dışı futbol anlayışıyla turnuvalarda grup 4’lemekten başka bir işe yaramamaya devam etti. Catenaccio ile alınan 2004 Avrupa Şampiyonluğu’nun Yunan futbolunu geriye götürdüğü çok açık. Komşu, geriye düştüğü hiç bir maçı çeviremeyecek izlenimini vermeyi Afrika’da da sürdürüyor. Goller 7’ Jung Soo Lee (Kashima), 52’ Ji Sung Park’tan (Man Utd).

Arjantin 1 – 0 Nijerya


Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcularından birini 10 numarasıyla sahada, diğerini takım elbisesiyle kulübede barındıran Tangocular birçok gol pozisyonunu cömertçe harcadıkları, ve birçok pozisyon verdikleri maçta Nijerya’yı Heinze’nin (Marsilya) 6. dakikadaki kafa golüyle mağlup etmeyi başardı. Arjantin maça öyle bir başladı ki, vuvuzelalar sustu, dünya 15 dakikalık şovu izledi. Sonrasında oyunu rölantiye aldılar fakat bu kez de defans yapmayı beceremedikleri ortaya çıktı. Atletik, hızlı, kolay adam geçen Nijerya forvetlerinin tek eksiği son vuruş olunca Afrikalılar golü bulamadı. Özellikle ilk yarıda Hoffenheimlı Obasi, 2.yarıda da Almerialı Kalu Uche ve Wolsburglu Obafemi Martinsle yakaldıkları pozisyonları son vuruşlardaki yetersizlikleri yüzünden harcadılar. Nijerya gruptan çıkış için puan hesabı yaparken eminiz ki bu maça 0 yazmıştır, fakat ekstra 1 puana çok yaklaştılar. Son söz Messi için, klişe olacak belki ama, bu muazzam adamın tek eksiği goldü bugün. Dünya’nın en büyüğü olmak için tek eksiği olan Dünya Kupası’nı çok istediğini ilk maçtan gösterdi.

İngiltere 1 – 1 ABD


Hakan Şükür’ün siyasi duruşunu, görüşlerini sevmeyebilirsiniz. Ama o 16 dakika sonunda onunla birlikte ağlarken futbol ortak paydasında buluşabilirsiniz. İşte bu gözle izledik İngiltere – ABD maçını. Amerika teknik direktörü Bradley’in takımına aşıladığı ekip olma duygusunu, salt bu gözlerle takdir ettik. Özellikle ilk yarıda, golü de erken bulmanın etkisiyle sahada rakibine teslim bir İngiltere vardı. Üstelik Capello’nun elinde oyunu iki yönlü oynayabilen dünyanın sayılı orta sahalarından ikisi varken. Sanırım kurt İtalyana Real’deki gibi iki çapa lazım. 2. yarı Amerika skoru koruma çabasına gitti. İngiltere’nin golünde, çoğunun aklına gelmeyecek Heskey tercihinin, usta golcünün markajdan nasıl kurtulup assist yaptığını görünce, ne kadar doğru bir tercih olduğuna kanaat ettiysek de, Crouch’un oyuna dahil edilişinin bu kadar gecikmesine de o kadar hayret ettik. Yine klişelere selam çakacağız ama, Tim Howard dışında – ABD’nin golünde büyük hatası olan Green’e karşı- ABD takımından İngiltere ilk onbirine girecek oyuncu yokken oyunu böylesine güzel yönetip takımına puanı aldırmayı başaran Bradley’i kutluyoruz. İngiltere bu gruptan her şekilde çıkar ama sonrası için ön görülen kadar umut vaadetmediği de bir gerçek. Goller 4' Gerrard(Liverpool) ve 40' Dempsey(Fulham)'den.

16 Mayıs 2010 Pazar

FA Cup Finali \ Chelsea:1 - Portsmouth:0

Wembley'de tam bir futbol şöleni vardı. Maç analizinden önce, bir futbol karşılaşmasının nasıl bu kadar güzel bir aktiviteye çevrildiğine dikkat çekmek isterim ;

Stad, zaten tam bir futbol mabedi. Tarihi açıdan zaten Avrupa'nın en zengin stadlarından biri. 2003'deki yeni yapıdan sonra, tam bir teknoloji harikası haline de gelmiş.



Maçı yaklaşık 75 kamera takip etti. En etkileyicileri ise, özellikle penaltılarda dikkat çeken 'saha içi ' kameraları idi. Adeta sahadaki bir oyuncu gibi penaltıların kaçırılışını seyrettik.


Tribünlerin ambiyansı zaten her Premier Ligi maçında olduğu gibi muhteşemdi. Taraftarın maça reaksyonlarını gördüğümüzde, bizim tribünlerimizdeki '90 dakika arabesk şarkılardan uyarlama tezahuratlar' mantığını bir kez daha tartışmamız gerektiğini düşünmekteyim.



Bu kadar olumlu öğeden sonra, sahadaki oyunun kalitesiz olması beklenemezdi tabi ki. Portsmouth, açık ve cesur futboluyla göz kamaştırdı, Chelsea ise özellikle ilk yarıdaki inanılmaz baskısı ile büyük maçları ne kadar çok istediğini tekrar gösterdi.

Maçta atılandan çok, kaçanlar dikkat çekti. İlk yarıda Chelsea adına tam 5 top direkten döndü. Ayrıca 2 ekip de 2'şer penaltı kaçırdılar. Portsmouth'un penaltı kaçırmasından yanlızca birkaç sonra Drogba'nın serbest atıştan attığı muhteşem gol, görülmeye değerdi.




Maçtan Notlar

* Frank Lampard, 1913'den sonra finalde penaltıyı dışarı atan ilk futbolcu olmuş. Fa cup finalinde ilk penaltıyı 1913'de A.Villa'dan C.Wallace kaçırmış.

* Chelsea, F.A. Cup’ı 6. kez müzesine götürdü.

* Chelsea, tarihinde ilk kez Premier Lig'i ve F.A. Cup'ı aynı sezonda kazandı.



Yazar için kişisel kıssa: Bir futbolsever olarak, kendi topraklarımızda oynanan maçları izlemek için yılda harcadığım parayı, İngiltere'de oynanacak olan en önemli 3 maça harcasam, onları yerinde seyretsem, nasıl olur acaba ?