
Dün gece sahada gerçek bir hakem vardı Kazan-Barça maçında. Kendinden emindi ve skora direkt tesir eden 2 kararı da hiç tereddüt etmeden verdi. 10 üzerinden bana göre 8'lik bir maç çıkardı Çakır. Kendisinin uluslararası performansına baktığımızda, benzer başarıları görmekteyiz. Bu sebeptendir ki, Çakır çok yakında Elit Hakemler Listesi'ne girecek ve iyi senaryoda 2012 Avrupa Şampiyonası, daha az iyi senaryoda ise 2014 Dünya Kupası'nda yer alacak.
Buraya kadar her şey toz pembe gözükmekte. Uzun süredir uluslararası arenada esamesi okunmayan Türk Hakemliği, kaybettiği itibarı Çakır sayesinde geri almak üzere. Ancak gelin bir de Çakır'ın performanslarına lokal düzeyde bakalım.
Genel Türkiye performansına baktığımızda, özellikle büyük takım olarak lanse edilen 3 İstanbul takımının maçlarında, suya sabuna dokunmadan risksiz maç yönettiğini görüyoruz Çakır'ın. Bir örnek olarak, köşe gönderine yakın olan tarafta savınma oyuncusunun düşmesini sürekli faul olarak değerlendirmekte Çakır. Kazan - Barça maçında cesurca 2 kez penaltı noktasını gösteren hakemin aynı kişi olduğuna inanmak gerçekten imkansız.

Maç maç kritik yapmak istemiyorum tabi ki de. Sadece söylemeye çalıştığım, yerel baskıların - hangi takımdan olursa olsun - bu tür büyük yeteneklerin kabiliyetlerini göstermesini engelliyor. Yani Çakır özelinde tüm Türk Hakemliğinin sorunu da bu bence. Düdüğü çalmadan bir es önce, takım yöneticilerinin ya da manşetlerin gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçmesi. Yoksa takım tuttuklarını ve onları kolladıklarını kesinlikle söyleyemeyiz.
Yazıda asıl anlatılmak istenen, Çakır gibi yetenekli bir hakemin, baskı olmadığı zamanlarda ne kadar cesur ve başarılı performanslar gösterdiğidir. Benzer durumları Arda Turan'ın son zamanlarda yaşadığı Milli takım - Galatasaray performansındaki farka bakarak da gözlemleyebiliriz.
Dilerim ki Cüneyt Çakır, ülkenin hakemlikle ilgili makus talihini değiştirir ve Dünya Kupası'nda yer alan ilk Türk hakemi olarak tarihe geçer ..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder