30 Haziran 2010 Çarşamba

ŞAMPİYONUN ÇÖKÜŞÜ

Bundan tam 4 sene önce 2006'nın 9 Temmuz'unda İtalyanlar tarihinde 4.kez dünyanın en büyüğü oluyordu. İtalyanların o gün yerlere göklere sığdıramadıkları o takım, bugünlerde İtalya'daki en büyük tartışma konusu. İşte bu noktada sorumuz şu, İtalya'nın 4 senede en tepeden en dibe çöküşü acaba görüldüğü kadar büyük bir sürpriz mi?


İtalya Milli Takımı'nın bu büyük çöküşü sadece bu ulusun milli takımının çöküşü diyerek geçiştirilemez. Bunun yanında İtalyan futboluna da değinmeliyiz mutlaka. Bir kere İtalya Ligi'nin gün geçtikçe kan kaybettiği gerçeği aşikar. La Liga ve Premier Lig her yönden Seri A'nın çok üzerinde. Sadece oyuncu kalitesine bakacak olursak dahi İspanya ve İngiltere'nin İtalya'nın ne denli önünde olduğunu görebiliriz sanırım. İtalya'nın bu sezonu başarılı kapatan tek takımı İnter'in kadrosuna şöyle bir bakalım, Diego Milito, Samuel Eto'o, Wesley Sneijder, Esteban Cambiasso bu oyuncular bu sezon hem ligi hem de Şampiyonlar Ligi'ni kazanan İnter'in başarısında en önemli rolü oynayan oyuncularındandı. Bu oyuncuların İnter dışındaki ortak noktalarıysa tamamının yolunun kariyerinin bir döneminde İspanya'dan geçmiş olması, kimisi orada misyonunu tamamlamış, kimisi tutunamamış bu oyuncular kendilerini İtalya'da bulmuşlar. Bu işin bir yönü, diğer yönüyse İtalya'da elde kalan bir avuç yıldızın da İngiliz ve İspanyolların kıskacında olduğu ve onları elde tutmanın ne kadar zor olduğu gerçeği. Maicon, De Rossi, Pato gibi isimler transfer döneminin gözdeleri olabilecek potansiyeli olan İtalya'da forma giyen ender oyuncular. Bu oyunculara gelecek tekliflere İtalyanların hayır demesi pek de kolay görünmüyor açıkçası tıpkı Barça ve Real'in İbrahimovic ve Kaka tekliflerine İnter ve Milan'ın hayır diyemediği gibi.



Oyuncular yönünden durum böyle, şimdi de takımlara bakalım, Avrupa'da İnter dışında ne Juve ne Roma ne Milan ne de Fiorentina gerek Avrupa Ligi gerekse Şampiyonlar Lİgi'nde gruplardan sonra iki tur ilerleyemedi. Tek istisnaysa Şampiyonlar Ligi'ni kazanan İnter oldu. Ligdeyse şampiyon yine İnter'di ikinciyse Roma. Yani İtalya Ligi'nde dikkat çeken iki takım vardı. Biri İnter diğeri Roma. Normal şartlarda milli takımın bu iki takımın oyuncuları üzerine temellenmesi lazım ama... Bu iki takımdan toplam sadece ve sadece 1 oyuncu var. O da Roma'lı De Rossi. Yani Şampiyonlar Ligi şampiyonu takım kendi milli takımına oyunca verememiş. İşte İtalya şu anda bu durumda.



Şimdi Milli Takım'a geri dönelim, 2006'da bu takımın başarısında en büyük pay sahipleri Pirlo, Cannavaro ve tabi ki hocaları Lippi'ydi. 2006 sonunda Lippi görevi bıraktı, yerine gelen Donadoni yaşlanan kadroyu revize etmeyi başaramadı aslında bu yönde bir çabası da olmadı pek. 2008'de Donadoni'nin yerine tekrar Lippi'ye tutundu İtalyan federasyonu. Fakat Lippi de turnuvaya gelirken eski oyuncularından, ona şampiyonluk hediye eden oyuncularından vazgeçmedi. 2006'yla kıyaslayınca, Lippi yine oradaydı, Cannavaro oradaydı, Gattuso, Camoranesi, Zambrotta, Buffon hepsi oradaydı fakat aradaki fark, kocaman 4 seneydi. Bütün bu oyuncular 4 sene daha yaşlanmış durumdalar. 4 sene önceki tempolarından, formlarından çok uzaktalar. Hele ki bir de Pirlo gibi bir isim de sakat olunca bu son belki de kaçınılmazdı. Lippi de yaptığı açıklamada, turnuva başında takımına, şampiyonluğa inanmadığından ve takımı iyi hazırlayamadığından bahsederek tüm sorumluluğu üzerine aldı zaten.



Burda bir soru da Lippi'nin elinde acaba revize edebileceği bir oyuncu havuzu var mıydı? Daha önce yine burada bahsedilmişti 2009 Ümitler Şampiyonası'ndan, Almanya'nın o jenerasyonu kullanmadaki başarısından dem vurulmuştu. İşte o çok başarılı, şampiyon Almanya'nın yarı finaldeki rakibi İtalyanlardı. Dengeli giden maçı Almanya sağ bekleri Andreas Beck'in uzaktan attığı tek golle 1-0 kazanmıştı. İtalya'da Candreva, Balotelli gibi isimler o turnuvada göze batan isimlerdi ve takım olarak başarılı bir turnuvayı geride bırakmışlardı. O turnuvadan Almanya Khedira, Mesut, Badstuber, Boateng, Müller gibi oyuncuları alıp direk ilk 11'ine yerleştirirken İtalya o turnuvadan hiç bir oyuncuya kadrosunda yer vermedi. Bu da yine kaçınılmaz sonun bir hazırlayıcısı oldu.


Sonuç olarak İtalya, İtalya gibi bile oynayamadan elendi turnuvadan, 3 maçta toplam 5gol yediler, yani savunma yapmayı bile beceremediler, galibiyet alamadan veda ettiler Afrika'ya.

Şimdi en başta sorduğumuz soruya geri dönelim, böylesine yumuşak bir grupta bile olsa, İtalya'nın düştüğü bu durum gerçekten çok büyük bir sürpriz mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder